Mittwoch, 16. Januar 2008

Köftecik soslu makarna

 

 

 

 


Selam arkadaslar,
sizlere bugün cok fazla yazamayacagim, cünkü:

Ben yine hastalandim!

Biliyorum, ben söylemekten sizlerde bana "gecmis olsun" demekten biktiniz ama durum bildiginiz gibi degil.

Benim vücüdumun direnci tamamiyle cökmüs durumda, bugün sadece 2 saat calisabildim ve ordan dogru doktora gittim.

Bir antibiyotik ve bir de bitkisel ilac alip hemen eve geldim, simdi Cuma gününe kadar evdeyim, yani doktorum bu konuda pazarlik bile yaptirmadi kendisiyle. Illaki istirahat dedi. Ben anlamiyorum bir türlü, bu virüs ne virüsmüs ama, son iki ay icinde bu 4. vakam oluyor, artik korkmaya basladim, niye bir türlü kurtulamiyorum diye.

Neyse hastaliklari bosverin, simdi verecegim tarif cok kurtarici ve pratik bir yemektir.

Benim size birde söyle bir önerim olacak:

Eger evinizde hazirda domates püresi yoksa, bu sosu salcayi bir miktar su ile acipta yapabilirsiniz, kivamini ayarlamak icin nisasta da kullanabilirsiniz.

Bu hazir Bolognese cesnili sos illaki olmasi gerekmiyor, yani baharatlarda özgürsünüz ve istediginiz baharati kullanabilirsiniz.

Köftecik soslu makarna:

Malzemeleri:

- istenilen miktarda misket köfte
- 500 gr makarna
- 500 gr domates püresi
- 1 paket hazir Bolognese sos tozu
- cesitli baharatlar

Yapilisi:

1. Öncelikle kiyma, rendelenmis bir sogan, 1 sarimsak, galeta unu ve degisik baharatlarla birlikte bir köfte harci yogurdum ve bu harctan kücük misket köfteler elde ettim.

2. Köfteleri bir miktar kizgin yagda kizarttim ve bir mutfak kagidinin üzerine aldim, fazla yaglarin emilmesi icin.

3. Tencereye cok az bir miktar sivi yag ekledim ve icine domates püresini ve sosun tozunu bosalttim ve bir cirpma teliyle sürekli karistirarak kaynamaya biraktim, daha sonra cesitli baharatlarla (kekik, feslegen, karabiber) tatlandirdim. Sosun kivamini istediginiz koyulukta ayarlayabilirsiniz. Benim sosum bayagi bir koyu oldu, böylelike bence domates püresinin aromasi daha güzel kendini hissettiriyor.

4. Sosu hazirlarken de makarnayi hasladim ve süzdüm ve süzülen makarnayi bir miktar zeytinyaginda cevirdim ve beklemeye aldim.

5. Sosumuz yeterli kivami alinca ve tamamlaninca da önceden kizartilan köfteleri icine attim ve dikkatlice karistirdim.
Servis ederken de resimde gördügünüz gibi makarnanin üzerine köfteli sostan koyup, arzuya göre üzerine rende kasar veya kuru parmesan peyniri de güzel oluyor.

Afiyet olsun!!!
Posted by Picasa

Sonntag, 13. Januar 2008

Sükran, sana Cheesecake yaptim!!! - Yine sobelendim!!









Selam arkadaslar,
bugünü cok güzel noktaladik. Yasin'in annesi olan kiz kardesimle ve esiyle ve tabii ki de bizler ve annem bu öglen en kücük kiz kardesim olan Sükran'i ziyarete gittik.

Kendisiyle en son bayram'da görüstüydük, yilbasinda da beraber olamadiydik. Eslerin is temposu ve suydu buydu derken ancak simdiye kismet oldu. Sükran bize yaklasik 45 km uzaklikta oturuyor esi ve minik oglu Cagan ile. Cagan aileye gecen yil Nisan'da katildi, yani yakinda bir yasina giriyor bile.

Bende kardesim icin zaten basinda ilgilenmesi gereken cok aktif bir bebegi oldugu icin dün aksamdan bir cheesecake yaptim. Bu cheesecake'den gecen yaz yapmistim ilk defa, fakat o zamanlar henüz bir blogum yoktu. Tadindan ve kivamindanda memnun kaldigimiz icin bir kere daha yapmaya karar verdim, fakat sagolsun sevgili Yaren ve Aynur'un sayesinde yeni acilan Ayyachat'e de bir takildim mi dün gece!!!

Saat gece 1'e kadar bir blogcu arkadasimla konustuk ve ben ancak o saatten sonra baslayabildim hazirliklara.

Yapimi bence cok kolay olan bu cheesecake denemeye deger bence, cünkü iyice sogutulmus ise sanki güzel dondurma kivaminda oluyor üzerindeki meyva sosu ile birlikte. Bu cheesecake ama piserken bir hayli korkuttu beni, resimin birinde de gördügünüz gibi pisirme süresince cok havalandi ve korktum kaliptan tasacak diye, ama sansima hersey yolunda gitti ve soguduktan sonra da zaten geri cekildi ve havasi söndü.

Burdan tekrar kiz kardesimede tesekkür etmek istiyorum bu güzel aksam ve yemek icin.
Sagolsun, teyzesi kizima da bir cok armagan almis düsünmüs, eh bizde elimiz bos gitmedik yani, bende kardesim icin hazir browni-mix'ten hazirlamistim ve minik yegenim Cagan icin de hediyeler hazirdi zaten ve tabii ki de ortak yenilip tüketilen cheesecake'i de unutmamak lazim.

Kiz kardesimin menüsü söyle olusuyordu:

- yesil mercimekli ve eristeli corba
- firinda tavuk, havuc ve patates garnitürlü
- garnitürlü pilav
- karisik salata
- karisik kizartma (hem domates soslu hemde yogurtlu)
- annem'de peynirli yufka kizartmasi böreginden yapmisti ve son olarakta
- Yasin'in annesi de masada görünen sakalli pogacalardan hazirlamisti.

New York Cheesecake (frambuaz soslu)

Malzemeleri:

A) Tabani icin:

200 gr pötibör bisküvi
2 yemek kasigi seker
bir tutam tarcin
60 gr eritilmis tereyagi

B) Dolgusu icin:

800 gr labne peyniri (Philadelphia marka ben kullandim)
200 gr eksi krema
200 gr seker
2 tatli kasigi vanilya özütü veya vanilya surubu
4 yumurta
2 yemek kasigi un
50 ml süt

C) Topping icin:

2 su bardagi dondurulmus frambuaz
2 yemek kasigi pudra sekeri

Yapilisi:

1. Öncelikle 26 cm'lik yuvarlak kek kalibini yaglayin.

2. Rondo'da un haline getirdigim pötibörleri diger taban malzemeleriyle birlikte ya bir catal yardimiyla veya eldivenli parmaklarla bir güzel karistirip birbiriyle özlesmesini sagliyoruz ve kalibin icine yine elimizle bastirip sabitlestiriyoruz.

3. Dolgu icin önceden oda isisina getirdigimiz eksi kremayi ve labne peynirlerini seker ve vanilya surubu ile birlikte el mikseriyle cirpiyoruz. Yumurtalari da teker teker icine katiyoruz ve en son un ve sütü de ekleyip yine cirpmaya devam ediyoruz.

4. Dolguyu tabanin üzerine döküp, üzerini düzelttikten sonra da 170 dereceli firinda 60 dakika pisiriyoruz. Cheesecake'i kapagini actigimiz firinda sogumaya birakiyoruz ki, üzeri catlamasin.

5. Soguduktan sonra ise iyice sogumasi ve kivama gelmesi icin buzdolabina kaldiriyoruz ve mutlaka bir gece buzdolabinda soguduktan sonra servis ederken de üzerine hazirladigimiz frambuazli topping'den döküp yayiyoruz. Bunun icin dondurulmus frambuazlari 2 yemek kasigi pudra sekeriyle birlikte el blendriyla birlikte püre halinde getirdim ve hazirladim, aslinda frambuazlarin cekirdeklerinden arinmasi icin ince bir süzgecten gecirilmesi gerekiyordu, fakat benim zamanim yoktu ve öylesine döktüm üzerine.

Afiyet olsun!!!


Simdi aldigim bir habere göre, sevgili Ebruli Tatlar'in Ebru'su beni sobelemis. Bende firsattan istifade bu posta bir eklenti yaparak bu güzel sobeleme icin Ebru arkadasima tesekkür ediyorum ve hemen cevap veriyorum:

HAYATIN SIZE ÖGRETTIGI EN ÖNEMLI 3 SEY NEDIR????

"Bu hayat bana simdiye kadar atacagim adimlari iyi düsünmemi, cok fazla kendimi birsey icin yipratmamami, her anlatilana inanmamami ve en önemlisi, olacagin önüne her ne kadar ben güvendeyim diye düsünsemde gecemiyecegimi ve bunu da böyle kabul etmeyi ögretti diyebilirim simdilik."

Önümdeki yasantim eminim bana daha cok cok seyler ögretecektir, Allah ömür verirse tabii. Ben simdilik bu 32 senelik kesitten bunlari yazabiliyorum.

Simdi de kimi sobeliyorum...evet buldum....bende oyuna sevgili Aysel arkadasimi (Aysel'in Mutfagi) davet ediyorum.

Samstag, 12. Januar 2008

Elmali-bademli muffinler ve SOBELENDIM







Selam arkadaslar,
öncelikle benim gibi hafta sonunu iple cekenler varsa aranizda, hepimize güzel bir hafta sonu gecirmek dileklerimle baslamak isterim.

Bu hafta cok ama cok yoruldum, is yerinde fazla mesaiye kalmistim, bir taraftan yine bir grip enfeksiyonuyla mücadele eden bedenim, is güc demeden beni isten sonra uyumaya mecbur etti, bu yüzden cogunuzu bu hafta ici ziyaret edemedim. Aslinda gün icinde uyumak cok kötü ediyor insani, ama o an inanin sizler de bilirsiniz gözünüz birseyi görmüyor, mutlaka bir veya iki saat uyudum ama sonra gece kusu oldum, gec yattim sabah yine zorlandim kalkmaya ve öyle devam etti tüm hafta boyunca.

Su uyku düzenimi acilen bir rayina sokmam lazim yoksa halim harap.

Hastalik derken, su an esim tabiri caizse salya sümük yatiyor, yine en son ona vurdu, bakalim o ne zaman atlatacak.

Bir tatli bir tuzlu demistim gecen postumda hakikatten de öyle birsey oldu, yani bir ana yemegin ardindan yine bir tatli birseyler yapmak istedim ve bir alman yemek dergisinde bu muffinleri yaptim bu aksam.

Bu tarif aslinda bir diyabetik bir tarifti ama alternatif olarak sekerle de yapilabilecegini belirttikleri icin ve cabuk oldugu icin bu muffinlerde karar kildim. Gercekten hazirlamasi birkac dakikami aldi, tabii ki herseyi önceden hazirlayip tartip bir kenara birakirsaniz.

Elmali-bademli muffinler

12 adet icin

Malzemeleri:

- 7o gr tereyagi
- 210 gr un
- 1 silme tatli kasigi kabartma tozu
- 120 gr toz tatlandirici veya benim yaptigim gibi 150 gr seker
- 125 gr sivi krema
- 2 yumurta
- 150 gr küp küp dogranmis elma
- 50 gr file badem

Yapilisi:

1. Tereyagini mikro dalga firinda erittim ve biraz sogumasi icin bir kenara aldim.

2. Unu ve kabartma tozunu karistirip bir kabin icine eledim, ardindan sekeri, sivi kremayi, yumurtalarai ve 3 yemek kasigi eritilmis tereyagindan da ilave edip bir güzel mikserle cirptim. Icine küp elmalarida attim ve mikserin en kücük ayarinda elmalarida icine yedirdim hamurun.

3. Muffin kagitlarini kaliba yerlestirdim ve hamuru bir yemek kasigi yardimiyla orantili olarak iclerine aldim. Bu islemden sonra file bademleri de üzerlerine gezdirdim ve son olarak geri kalan eritilmis tereyagini da bir tatli kasigi yardimiyla hamurlarin üzerlerine döktüm.

4. Önceden isitilmis 200 dereceli firinda 20 dakika yeterli oluyor pisirdim ve sogumaya biraktim. Servis ederken de üzerlerine ya benim gibi pudra sekeri eleyebilirsiniz ya da öyle sade de cikarabilirsiniz.

NOT:
Tarifte iki muffin kagidini ic ice yerlestirin diyordu ama ben dinlemedim, tereyagindan dolayi biraz disariya dogru sizma olmustu, sizlere önerim eger yaparsaniz mutlaka iki kagit ic ice koyun.


S O B E L E N D I M

Hemi de güzel arkadasim, cicegi burnunda blogcu ve tatli kralicesi mi desem Feyza Fidan arkadasim tarafinden ve de tam bu postu yazip bitirmisken sevgili Ilker Erdem arkadasim da beni sobelemis, kendiside böyle kabul ederse iste cevaplarim.

Ben de fazla bekletmeden firsat bu firsat diyorum ve ebe-sobe cevaplarima gecmek istiyorum.

Iste bunlar da benim hakkimdaki 7 aci gercek:

1.
Kendimden birseyleri vermeyi cok severim, ama baktim karsimdaki kadir kiymet bilmiyor bu konuda buz gibi de sogarim.

2.
Cabuk sinirlenirim, maalesef, kizarim o an ama sonra da yine hic degmeyen birseydi der gecerim üzerinden, yani pismanligim kizginligimdan daha cok yer beni.

3.
Eh, sabirsiz da diyebilirim kendim icin, bazen bu mutfak islerine de yansiyor, yani öyle süper mükemmel ve pürüzsüz pastalar filan yapamiyorum, hemencecik bitsin ve kalksin istiyorum.

4.
Birde ruhumda mükemmelcilik vardir, evim süper dogru düzgün olmadan yapamam. Bu huyumda enerjimi fazlasiyla tüketiyor, hep kendi kendime kötülük yapiyorum.

5.
Ailem, es ve dostlarimla birlikte olmaktan ve onlara güzel ve yeni birseyler sunmaktan da kendimi alamiyorum. Yeni birseyler arastirayim bulayim derken de cok kendi zamanimdan feragat ediyorum.

6.
Birde sabahlari zor kendime gelirim, pek bir cekilmez bir hal alirim eger uykumu alamadiysam, bu hafta oldugu gibi. Uykumu almissam sorun yoktur.

Simdi gecelim diger cevaplarima:

1-Blog yazmaya ilk defa ne zaman basladim?
Gecen sene tam olarak 27.07.2007 tarihinde basladim. Zaten bloglari takip etmek bir eglence haline gelmisti benim icin ve bir cogunuz gibi bende uykusuz bir gecenin yarisinda acilisimi yapmis oldum.

2-Blog yazilarimin konusunun belli bir cizgide olmasi icin caba gösteriyor muyum?
Yoksa icimden geldigi gibi mi yaziyorum?
Bence illaki de yemek ve pasta börek-cörek muhabbeti olmasi gerekmiyor, insanlar bizleri ziyaret edip okuyorlarsa, ben kendi yasadiklarimdan da ve günlük hayatimdan da veye ne bileyim canimi sikan ve bana birseyler hakkinda yazip ta rahatlama hissini veriyorsa kendi sinirlarim icinde yazmayi seviyorum.

3-Blog yazmak icin gün icinde bazi seylerden feragat ediyor muyum?
Bu konuda ben cok rahatim, bloguma ilk basladigim zamanlarda her gün güncelleme yapiyordum ama baktim bir süre sonra da olmuyor mutlak bir yeni seyler eklemek icin, simdi kendim icin bir süre koydum gün icinde veya geceleri kizim uykudayken geciyorum basina ve basliyorum tuslara vurmaya.

4-Blog yazmak benim icin eglenceli bir ugrasken simdi artan bekleyi yüzünden zorunlu bir hal almaya basladi mi?
Hayir, kesinlikle hayir. Bu konuda yukarida da belirttigim gibi zamanla cok relax olmayi basardim. Zorunluluk zaten isinizi kolaylastirmaz, kendimi sikamam bu konuda, eger ben rahat degilsem bu bana yansir ve ben kendimden iyi birseyler veremem sizlere.

5-Blog yazmayi ne kadar sürdürecegim?
Allah bilir diyorum simdilik, bir sorun olmadiktan sonra, umarim daha uzun zaman beraber olur ve görüsürüz. Su anda birakmayi hic ama hic düsünmüyorum.


Simdi ben acaba kimleri sobelesem diye bir düsüneyim...hhhhhmm, ehhhhhhh..valla aklima su an su isimler geldi:

1) Kibele'nin mutfagindan Banu,
2) Ebruli Tatlardan Ebru ve
3) Binbir Cesni Ascisi Saliha'yi sobeliyorum.

Buyurun kizlar, söz sizde.

Hepinize güzel bir hafta sonu tatili diliyorum ailelerinizle beraber arkadaslar.

Hoscakalin:::

Donnerstag, 10. Januar 2008

Dürüm








Selam arkadaslar,
bugün yagmurlu bir güne merhaba dedikten ve isyerinden yine eve dogru ciktiktan sonra hemen evin yolunu tuttum acele ile, cünkü esimi is yerine birakmam gerekiyordu. Bu arada, bugün Elda da evdeydi, cünkü okulda yari yil karneleri toplantilari vardi ögretmenlerin, bu yüzden de cocuklar bugün izinliydiler.

Eve bir geldim disaridan evin pancurlari daha inikti, Allah Allah diyorum kendi icimden bizimkiler niye karanlikta oturuyorlar diye. Kapiyi actim ve bizimkiler daha uykudan yeni kalkmislar, esim hemen banyoya kostu elini yüzünü yikamak icin, Elda bir taraftan ben ne giyecegim diyor.

Elim ayagima dolasti, hemen esime birseyler hazirladim yemesi icin, Elda'nin üzerine birseyler giydirdik ve yola ciktik. Ilk saskinlik ve telastan sonra onlarin o haline öyle gülesim geldi ki, pancurlar inik olunca insan disaridaki aydinliktan da bihaber oluyor ve bu durumda benim esim gibi öglene kadar uyuyor, eh tabii sahah Elda'nin okul isi olmadigi icin rahatti. Eh, olur böyle arada bir.

Esimi ise biraktiktan sonra Elda ile biraz markete ugradik, dürüm ekmekler aldik bu aksamki yemek icin.
Bu dürüm ekmeklere burada arap ekmegi diyorlar, cok lezzetli ve güzel oluyor bu tür dürümler icin. Biz icine bazen beyaz peynir, domates ve biberle de cok seviyoruz.

Kurbanlik etleri degerlendirmek icin bugün de böyle kolay bir yemekle bu telasli günü noktaladik. Dürümlerin yanina ve de icine ilave etmek icin bol eksili bir coban salata yaptim, eh artik onunda tarifini vermeye gerek yok dimi, zeytinyagi, bol limon suyu, sumak ve de nar eksisiylede tatlandirdim.

Dürüm

Malzemeleri:

- Istenilen miktarda et
- 1 sogan
- 1 domates
- 1 sivri biber
- siviyag
- 1 dis sarimsak
- 1 yemek kasigi Tukas aci biberli sos
- tuz, karabiber, pulbiber, et baharati, bolca kekik

Yapilisi:

1. Ince ince dogradigim etleri ve yemeklik dogradigim soganla birlikte ilk önce yagsiz bir sekilde düdüklü tencereye aldim ve suyunu cekene kadar kavurdum.

2. Suyunu cektikten sonra icine biraz sivi yag ve ince dogranan sivri biber ve de domatesi de küp küp dogradiktan sonra icine attim, biraz cevirdim ve aci biberli sostan, yarim cay bardagi su ve diger baharatlari da ekledikten sonra düdüklünün kapagini kitledim ve yaklasik 15 - 20 dakika orta hararetli ateste pisirdim.

3. Bu su miktari etler icin tam yeterli olmustu, etler ne cok sulu ne de cok kuru olmuslardi. Aci biberli sosta öyle pek aci degildi, yani hersey dozunda oldu.

Yarim saat icinde bu güzel et yemegini hazirlamam icin yetti, yani cok pratik de oluyor böyle arada isinizin cabuk olmasi gerektiginde.

Bu arada, bir de ben eskiden düdüklü tencerede yemek yapmaya cok korkardim patlar matlar diye, ama isin sirrini cözdükten sonra artik dikkatimi cekti de, nerdeyse herseyi bu düdüklü tencerede yapar oldum, hem zaman hemde enerji tasarrufuda cabasi tabii ki.

Böyle arkadaslar, bir tatli bir tuzlu bir yol tutturduk gidiyor, sizlere burdan ben iyi geceler veya iyi günler diyorum ve sevgilerimi birakiyorum.

Afiyet olsun!!

Sonntag, 6. Januar 2008

Ille de frambuazli olsun ve pazar pastamiz








Selam arkadaslar,
baslikta da belirttigim gibi bizim icin illede frambuazli olsun dedik bu hafta sonu yine.

Dün aksam yine hafta sonu sebebiyle ucuzlatilmis frambuazlari görünce, hadi hemen hoopp sepete dedim ve iste karsinizdaki pasta cikiverdi ortaya. Bu frambuazciklar ta Ispanya'lardan uzun yollardan buralara geldikleri icin pek fazla da dayanmiyorlar.


Pandispanyam daha dün aksamdan yapildi ve bugüne de sadece süsleme ve diger asamalari kaldi.

Dün gece kizimla hayli sancili bir gece gecirdik. Elda 3 günden beri bogaz agrisi icin doktorundan bitkisel bazli bir ilac aliyordu, fakat bu ilacin yan etkisi oldugunu tahmin ediyorum, kizimda vücüdunda degisik yerlerinde kasinma ve ufak ufak sivilceler cikti ortaya.

Zaten kendisinin cildi pek hassastir, tüm gece boyunca onu bebek pudrasi ve bepanthen yara kremi ile sardik sarmaladik ve sonra da uyudu zaten. Sabah kalkar kalkmaz tabii her tarafi pudra ve kremden dolayi biraz yagli yagli oldugu icin banyo aldi ve su an iyi, ilaci vermeyi de biraktim, yarin yine hemen doktora bakalim ne olacak.

Niye bunlar hep tam okullar baslayacagi zaman olur? Yarin da tam aksi gibi burda 2 haftalik bir ara tatilden sonra okullar aciliyor ve benim cocugum hasta, neyse okulunu engelleyecek bir durum yok Allah'tan ama yine de insan endiseleniyor, alerjik bir durum olabilir diye, zaten babamizin bir sürü alerjileri var ve onlarla basetmek ne kadar zor cok iyi biliyorum.

Hastaliklarla basinizi agritmadan hemen pazar pastamizin tarifine geciyorum. Ama insan yazdikca da rahatliyor, gerginliginin bir nebze üzerinden atiyor. Sonucta anneyiz ve endiselenmek, onlar icin kafa patlatmak bizim dogamizda var!

Bu pastada da yine fazla ugrasmadan iyi bir sonuc aldim sayilir, pandispanya zaten hazir olunca gerisi cabucak geliyor, eh birde benim gibi dolgu ve diger malzemelerde hazir olunca halince hemen bitiverdi ve afiyetle yendi. Frambuazlarla beyaz krema iyi bir kontrast halinde olsunlar diye icine böyle beyaz bir krema sectim, ama disi da bu yüzden mutlaka ciko birseyler olmaliydi ve bu güzel pasta cikti ortaya.

Frambuazli pasta:

Malzemeleri:

A) Pandispanya icin:

- 3 yumurta
- 1 tutam tuz
- 100 gr seker
- 1 paket vanilya sekeri
- 50 gr un
- 50 gr nisasta
- 1 silme tatli kasigi kabartma tozu


B) Dolgu ve süslemek icin:

- 1 paket cikolatali creme ole
- 500 ml soguk süt
- 200 ml sivi krema
- 1 paket krema sertlestirici
- 1 paket vanilya sekeri
- 250 gr taze frambuaz
- rende cikolata
- gümüs rengi süsleme sekerleri
- parcalanmis fistik
- file badem
- pandispanyayi islatmak icin bir miktar soguk süt ve sivi vanilya surubu

Yapilisi:

A) Pandispanya:

1. 26 cm'lik kelepceli kek kalibinin zeminine yagli kagit serin ve kelepceyi kilitleyin. Firini 180 derece de ön isitmaya ayarlayin.

2. Yumurtalarin sarisini beyazindan ayirin dikkatlice. Beyazlari 3 yemek kasigi kaynar suyla beraber ve bir tutam tuzda ekleyerek köpürtelim. Seker ve vanilya sekerinide yavasca icine katalim. Yumurtanin sarilarini teker teker bu karisima yedirelim dikkatlice. Unu, nisastayi ve kabartma tozunun karistirdiktan sonra eleyerek bu karisima yedirelim. Kek kalibina bosaltalim ve yaklasik 25 dakika pisirelim. Pistikten sonra 10 dakika kalipta sogumaya birakalim ve sonra kaliptan cikararak bir pasta izgarasina sogumaya birakalim.

B)

1. Ilk önce ben soguk sivi krema, vanilya seker ve krema sertlestiricisini sertlesene kadar cirptim ve buz dolabina kaldirdim.

2. 500 ml soguk sütle beraber bir paket cikolatali creme ole cirptim ve onu da buz dolabina kaldirdim.

3. Pandispanyayi ortadan ikiye böldüm ve bir miktar soguk süt ile karistirdigim sivi vanilya surubunu bir firca yardimiyla bu tabana sürdüm ve alt tabanina cirptigim sivi kremayi sürdüm, daha sonra üzerine frambuazlari yerlestirdim ve yine bunlarin üzerine rende cikolata serptim ve diger kati da üzerine kapattim.

4. Bu katin üzerine ve yanlarina cikolatali kremadan sürdüm, sivazladim bir güzel. Pastanin yanlarini file badem ile süsledim.

5. Pastanin üzerine de frambuazlar yerlestirdim ve diger malzemelerle süslemeye devam ettim, aklima geleni kattim valla beni frenleyene askolsun, biraz fazla oldu, hatta bu gümüs seker boncuklar biraz buz dolabinda bekledikten sonra eridi, sizde de eriyor mu??? Yoksa burda satilanlar mi eriyor sadece?

Yani, hepsi bu kadar di galiba. Bu pandispanyanin tarifini sadece bir yemek dergisinden aldim, diger hersey kendi elimde olan malzemelere göre yapildi.

Frambuaz yerine her türlü meyva katmakta serbestsiniz, ama ben iste vazgecemiyorum, mis kokulu frambuaz ve diger güzel orman meyvalarindan.

Simdi burdan ben de yarin tekrar ise baslayacagim icin, hepinize güzel bir hafta basi diliyorum ve calisanlara (evde de calisanlara) kolay gelsin diyorum.

Tekrar sizlerle beraber güzel tariflerde bulusmak üzere, hoscakalin canlarim....

Donnerstag, 3. Januar 2008

Mantarli tavuk güvec







Selam arkadaslar,
bugün yayinladigim bu güzel yemegi aslinda ben gecen pazar günü yil basindan önce yapmistim, öyle lezzetli bir yemek oldu ki, gercekten tadi damagimizda kaldi. Bu güzel tarifi bizlerle paylastigi icin sevgili Ebruli Tatlar'dan Ebru'ya burdan cok tesekkür etmek isterim. Zaten kendisi bu tarifi yayinladigindan beri bu güzel güvece takmistim ben. Hazirlamasi son derece pratik ve cabuk oluyor, ben yanina pilav ve salata ile servise sundum, hatta esim ayni gün birkac saat ara ile iki tane yedi ve beni bile sasirtti. Sagolsun, esim öyle degisik tatlara pek sicak bakmaz ama bu tavuk güveci onun da kalbini kazanmayi basardi.

Benim icin kesin olan su: Bu yemek bizde ne ilk ne de son olacak. Bence misafir sofralari icin de cok güzel ve degisik bir alternatif. Yapilisini ayni sevgili Ebru'nun anlatimiyla yayinliyorum, cünkü cok kolay ve de iyi anlasilan bir dilden yazmis güzel arkadasim.

Mantarli tavuk güvec

Malzemeleri:

- 600 gr tavuk gögsü
- 1 paket mantar
- 1 sogan
- 2 dis sarimsak
- 4 domates
- 4 sivri biber
- biraz salca
- 100 - 150 gr kasar peyniri rendesi
- tuz, karabiber, kekik, kirmizibiber
- sivi yag

Yapilisi:

1. Tavuk gögsünü kusbasi dograyalim. Tavamiza biraz sivi yag koyarak ince dogranmis sogan ve ince dogranmis sarimsagi ilave edelim. Pembelesinceye kadar kavurup, tavuk etlerini ekleyelim. Tavuklar biraz pembelesince, dogranmis biber ve ikiye veya büyükse dörde bölünmüs mantarlari ilave edelim.

2. Mantarlar suyunu cekene kadar harli ateste kavuralim. Dogranmis domatesleri, salcayi, baharatlari ve tuzunu katalim. Suyu biraz kalana kadar pisirelim.

3. Sonra güvec kaplarina (veya benim gibi firinlanmaya dayanikli kaplara) veya büyük boy bir borcama koyalim. Üzerine rendelenmis kasar peyniri serpistirelim. 200 derece firinda kasar peyniri eriyene kadar pisirelim.

Afiyet olsun!!!

Mittwoch, 2. Januar 2008

Yilbasi soframizdan görüntüler









Selam arkadaslar,
yeni yilin telasi, ondan öncesi bayram derken tatli telaslar bitti gitti bile.

Burdan tekrar tüm dostlarin yeni yilini kutluyorum. Hepimiz icin saglikli, mutlu ve huzurlu bir yil olmasini diliyorum.

Bende yilbasinda bu sefer bende toplanalim ve güzel bir yemek yiyelim fikri ile anneme basvurdum, simdiye kadar hep annemlerde toplaniyorduk ailecek. Kendisi de bundan memnun olacagini belirttigi icin ben de kendi kafamda bir menü olusturmaya calistim. Sadece uzakta oturan kücük kiz kardesim bize katilamadi, önceden baska yere sözü oldugu icin.

O aksam yemekten sonra kücük Yasin bize cok eglenceli dakikalar yaratti, yaptigi sirinliklerle ve sevimliligi ile resmen gülmekten kirildik. Bu bizim icin en güzel eglenceydi zaten.

Böylelikle yeni yili sevdiklerimizin arasinda güzel bir sekilde karsiladik.

Benim esim kendine has cig köfte yogurdu, yani yanlis anlamayin icine ne gelecekse ben herseyini hazirlayip kendisi sadece yogurma kismini hallediyor.

Yemegimizin menüsü söyle olusuyordu:

- kiymali tarhana corbasi

- firin posetinde tavuk budu

- firin posetinde karisik sebze

- ic pilavi

- annem'den piyaz

- zeytinyagli dolma biber

- firinda karisik kizartma

- baklava ve tiramisu ve tabii ki cig köfteyi de unutmamali....

Simdi su anda sizlere hepsinin tarifini yazamiyorum, sizler eger özellikle su veya bu tarifi isteriz derseniz seve seve yayinlarim tabii ki.

O gün zamanimin büyük bir bölümü mutfakta gecmesine ragmen sonunda herseyin güzel olmasi ve yemeklerin begenilmesi insanin tüm bu yorgunlugunu üfleyip götürüyor. Eh, birde Yasin gibi bir eglence kaynaginiz da varsa bizim gibi degmeyin keyfinize.

Mutfakta gecti dedim ama kiz kardesimin hazirlik asamasindaki yardimlarini belirtmeden gecmeyeyim, kendisi sagolsun öglenden itibaren bana tüm hazirliklarda yardimci oldu ve bizde böylelikle herseyi vaktinda yetistirdik.

Related Posts with Thumbnails

Hakkimda

Mein Bild
Merhaba! Cocuklugumdan beri baska insanlarin tencerelerinde neler piser veya buzdolablarinda neler neler var diye merak etmisimdir. Yakin oldugum insanlarin iste bu yerlerini de cekinmeden karistirmisimdir. Simdi ben büyüdüm, fakat meragim yine devam ediyor, bu yönümle de yine bir yanim cocuk kalmis sanirim. Simdi bu meraktan yola cikarak bende kendi mutfagimda sevdiklerim icin hazirladiklarimi kendi penceremden sizlere göstermeye calisacagim ve bu yolda hep birlikte ilerlemeye devam edecegim.

Benim Ayciceklerim

Benim Ayciceklerim

Follower

BLOG MANSET

Kategorilerim

Meine Blog-Liste